Ölümsüz canlıyı buldular

28 Şubat 2012 Kategori Haberler

Bilimadamları, hücrelerini hatta beynini bile sürekli yenileyebilen canlı türünün ölümsüzlüğe uzanan yoldaki anahtar olduğunu düşünüyorlar.

Yapılan araştırmalar sonucunda göllerde ve küçük su birikintilerinde yaşayan “planarya yassıkurtları”nın kendilerini sürekli yenileme yeteneğine sahip oldukları ortaya çıktı.
Yassıkurtlar, ikiye bölünseler bile kafa kısmı tekrar kuyruk kısmını oluşturabiliyor, daha da ilginci kuyruk kısmı da tekrar yeni bir kafa kısmı oluşturabiliyor.

Deneylerde yassıkurtların yirmiye bölündüğü, bunun bile yassıkurtları öldürmeye yetmediği ve kesilen parçalardan 20 yeni yassıkurtun geliştiği belirtiliyor.

Araştırmaları yapan Nottingham Üniversitesi bilimadamlarından araştırmacı Dr. Aziz Aboobaker tek bir yassıkurtu parçalara bölüp, kendilerini yenileme özelliğiyle tam 20 bin yassıkurt içeren devasa bir koloniye sahip olduklarını söylüyor ve ekliyor: “Benim görüşümce bu canlılar ölümsüz”
Yassıkurtların sinir hücrelerinden oluşan basit bir beyne sahip olduğu, bu hücrelerin canlının tüm vücudunda bulunan kök hücrelerce tekrar üretilebildiği, bu özellikleriyle de en ufak parçaların bile tam bir yassıkurta dönüşebilme kapasitesine sahip olduğu belirtiliyor.

Yapılan araştırmaların insanların yaşlandıklarında bile sağlıklı kalmalarına yardımcı olması umuluyor.

Kaynak:Radikal – milliyet

Ümit Boyner Hayatı, Biyografisi, Kimdir

13 Aralık 2011 Kategori Biyografi


1963 yılında İstanbul’da doğdu. Aslen Ayvalıklı. Şimdiki adı Beyoğlu Anadolu Lisesi olan İngiliz Kız Ortaokulu’nda sonra liseyi ve üniversiteyi ABD’de okudu. ABD Rochester Üniversitesi’nden mezun oldu.

1985 yılında Türkiye’ye döndü. 20 yıl başta Chemical Bank olmak üzere çeşitli banka ve şirketlerde finansman yöneticisi olarak çalıştı. Kick box dersleri sırasında tanıdığı Cem Boyner’le evlidir. Boyner Holding’in yönetim kurulu üyeliği ve finans sorumluluğunu yürütüyor. İki dönemdir TÜSİAD’da yönetim kurulu üyeliği yapıyor. KAGİDER’in de kurucuları arasında yer alan Boyner, TÜSİAD’ın ikinci kadın başkanı oldu.

Özlem Tekin Hayatı, Biyografisi, Kimdir

13 Aralık 2011 Kategori Biyografi


18.11.1971 Amerika California doğumlu.Babası Prof.Dr.Talat Tekin’in Berkeley Üniversitesinde öğrenim görevlisi olması nedeniyle uzun bir süre Amerika´da kaldı.İlk öğretime başlamadan önce Türkiye´ye (Ankara´ya) geldi.
İlk öğretimi Fransızca eğitim veren Tevfik Fikret Lisesi´nde bitirdi ve bu süre boyunca piyano dersleri aldı.Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuarı sınavlarına girdi ve klarnet bölümünü kazandı.Tüm konservatuar eğitimi boyunca Ankara´da sahne çalışmaları yaptı. Yaz dönemlerinde Bodrum başta olmak üzere, çeşitli tarzlarda (İngilizce pop, rock, heavy metal, punk, caz) müzik yaptı.Konservatuardan 1991-1992 yılında mezun oldu.

İstanbul´daki Lokomotif grubundan aldığı teklif üzerine İstanbul´a geldi.Kısa bir süre Lokomotif´le çalıştıktan sonra Volvox grubu ile Türkiye´de hiç denenmemiş bir sahne çalışmasını gerçekleştirdi ve iki yıl non-stop müzik yaptılar.Akustik gitara merakı olan Özlem kendi kendine bu aleti çalmayı öğrendi. Öğrenmekle kalmadı Akustik gitarla besteler yapmaya başladı.

Nazlı Eray Hayatı, Biyografisi, Kimdir

13 Aralık 2011 Kategori Biyografi

1945 yılında Ankara’da doğdu. İstanbul Arnavutköy Kız Koleji’ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirmeden ayrıldı. Turizm ve Tanıtma Bakanlığı’nda çevirmen (1965-68) olarak çalıştı. Sanat hayatına lise yıllarında hikaye çalışmalarıyla başladı. Evlendi, ikiz kızları doğunca fiilen çalışma hayatına son verip, kendini yazmaya verdi.

Iowa Üniversitesi’nde konuk öğretim üyesi olarak bulundu ve bir sömestre edebiyat dersi verdi (1977). ABD Uluslararası Pen Şeref Üyesi. Siyasetle de uğraştı, CHP Parti Meclisi üyeliğinde bulundu. Metin And ile evlendi bilahare boşandı.

ESERLERİ:
Yoldan Geçen Öyküler (1988 Haldun Taner Öykü Ödülü’nü kazandı), Ah Bayım Ah (1979), Geceyi Tanıdım (1979), Hazır Dünya (1983), Eski Gece Parçaları (1985), Yoldan Geçen Öyküler (1987), Aşk Artık Burada Oturmuyor (1989), Kuş kafesindeki Tenör (1991), Elyazması Rüyalar(1999)
Aşkı Giyinen Adam 2002 Yunus Nadi Edebiyat Ödülü.

Jülide Ateş Hayatı, Biyografisi, Kimdir

13 Aralık 2011 Kategori Biyografi


1971 yılında Elazığ’da doğdu. Subay bir baba ve ev hanımı bir annenin ikinci kızı. 1990 yılında Türkiye Güzeli seçildi. Miss Universe’de ve Miss World’de ilk ona kaldı(1991). Boğaziçi Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği Bölümü’nden mezun oldu (1996). Star televizyonunda haber spikeri oldu, ana haber okudu (1993). 1995 yılında Kanal D’ye transfer oldu. Bir yıl sonra TGRT’ye geçti. Bu kurumda 2006 yılına kadar çalıştı. Türk Dil Kurumu Onur Ödülü’ne layık görüldü (2000). Evli ve bir çocuk annesi.

Elif Şafak Hayatı, Biyografisi, Kimdir

13 Aralık 2011 Kategori Biyografi

1971 yılında Strasbourg’da doğdu. İlk kitabı Kem Gözlere Anadolu, 1994 yılında basıldı. ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nde araştırma görevlisi oldu. Zaman ve Haber Türk gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı.

ESERLERİ:

Elif Şafak, Mahrem
İlk romanı ’Pinhan’ ile 1998 yılında Mevlana Büyük Ödülü’ nü kazanan Elif Şafak Metis Yayınlarından çıkan üçüncü romanı ’Mahrem’ ile okuyucu karşısında. Şafak daha önce İletişim Yayınlarından çıkan ’Pinhan’ ve ’Şehrin Aynaları’ adlı romanlarında olduğu gibi bu romanını da tarihsel fantezi tarzında yazarak geçmişle gelecek arasında köprü kuruyor ve kahramanlarını yine İstanbul’da buluşturuyor. Yazarın ilk romanı ‘Pinhan’ hem erkek hem kadın olan dervişin kendini keşfetme amacıyla Denizli’deki Dürri Baba tekkesinden yola çıkarak İstanbul’a varması ve kendisi gibi iki başlı olan şehri kurtarmasıyla sonuçlanıyor. İkinci romanı ‘Şehrin Aynaları’ ise Engizisyon Mahkemelerinden kaçan Miguel, İsabel ve Andres’ in İspanya’da başlayan ve aynalar şehri İstanbul’da devam eden öyküsünü anlatıyor.

Mahrem’e baktığımızda Elif Şafak yine İstanbul’da yaşayan şişman bir kadının öyküsünü anlatıyor. Şişman kadının en büyük derdi ise insanların gözlerini sürekli olarak üzerinde hissetmesi ve insanlara seyirlik malzeme olmaktan hoşlanmadığı için evden dışarı çıkmak istememesidir. Özellikle de cüce sevgilisi Be-Ce ile birlikte dışarı çıkmaktan çekiniyor ve bunun sebebini de şöyle açıklıyor: “Yüz otuz iki kiloluk gövdemin adımlarına ayak uydurmaya çalışırken seksen santimlik sevgilim, insanlar birbirlerine bizi gösterip bizi seyredeceklerdi. Dudaklarındaki alaycı tebessümleri bastırma gereği duymadan sevişip sevişmediğimizi geçireceklerdi akıllarından. Bir an bile gözlerini ayırmayacaklardı gözlerinin önündeki görüntünün gülünçlüğünden. Şişko ile cücenin seyirlik tezatını belki de günlerce düşürmeyeceklerdi dillerinden.”

Elif Şafak, gözün kendisinin hiçte masum olmadığını anlattığı kitabını ‘görmeye ve görülmeye değer bir roman’ olarak tanımlıyor. 1999 İstanbul’ undan 1880’lerin Pera’sı arasında bir köprü kurmasını kendisi ile yapılan bir röportajda şöyle açıklıyor: “O dönemde yaşama yeni giren moderniteyle birlikte Osmanlı’nın görsellik anlayışında bir değişiklik olması. Modernite olgusuyla birlikte görsellik yeni bir anlam kazanıyor ve bunun odak noktasında da kadının bedeni yer almaya başlıyor. Kadın etek boyundan vücut hatlarına kadar her şeyiyle seyirlik malzemeye dönüşüyor. Modernleşme tartışmasının odak noktasında kadın ve kadın bedeni vardır zaten. Modernite bir seyirlik dünya inşa eden 1880’deki Pera’nın vurgusu bu: O dönemde Osmanlı’da bir seyirlik dünyanın malzemesiydi.” Romanda 1880’lerin Perasında Keramet Memiş Efendi vişne rengi çadırında hem kadınların hem de erkeklerin gözüne hitap edecek seyirlik bir dünya hazırlıyor. Kadınların kendilerinden çirkin kadınlar görmekten hoşlandığını bildiği için onlara çok çirkin kadınlar gösterirken erkeklere de vişne çadırında çok güzel kadınlar gösteriyor.

Romanın Nazar Sözlüğü bölümü de ilgi çekiyor. Şişman kadın, sevgilisi Be-Ce’nin üzerinde çalıştığı sözlüğü okuduğu zaman orada karşılaştığı ’şişko’ kelimesi ile sevgilisinin gözünde sadece Nazar Sözlüğünün araştırılması gereken bir maddesi olduğunu fark ediyor. “Şişko: O kadar şişmanmış ki, ne zaman insan içine çıksa herkes işini gücünü bırakıp onu seyredermiş. O da gözlerden o kadar rahatsız olurmuş ki, gidip daha çok yemek yer, daha çok şişmanlarmış. (Şişko’nun çocukluğunu araştır)”

29 yaşında bir öykü kitabı ve üç roman sahibi Elif Şafak çok başarılı bir yazar. Eserlerinde eski ve şiirsel bir dil kullanan Şafak dilin derinlerine inmeyi başarabilmiş bir yazar. İleride çok daha güzel romanlar yazacağına inanıyorum.

Sonraki Yazılar »