Politika Fıkraları
Katil
Adamın biri falcıya gitmiş. Falcı adama ileride milyonlarca insanın ölümüne sebep olacağını söylemiş. Adam pişmanlıkla dışarı çıkmış ve insanlara acıyarak intihar etmeye karar vermiş. Tren rayının üstüne yatmış ama o da ne!! Küçük bir çocuk da kendini raya atmış, intihar edecek. Adam hemen gidip çocuğu kurtarıyor ve çocuğun ismini soruyor. Çocuk cevap veriyor : “Adolf efendim.”
—–—–
BUSH
Amerika’da adamin biri işine giderken
birden anormal bir trafigi
içine düşer, ama trafik bir milimetre
bile kıpırdamamaktadır. Bir süre sonra
arabasının yan camına
birisinin tıkladıgını görür ve camını açar.
-Ne var, ne olmus acaba ??
-Teroristler Bush’u yakaladilar… Eger 1milyar dolar verilmezse,ustune
benzin dokup yakacaklarmis.>
-Haa simdi anladim bu trafigi…
-Ya iste onun icin, herkesten biraz yardim topluyoruz
-Insanlar ne kadar veriyor ortalama olarak
?
-Valla yaklasik olarak 5 ‘er litre…!!
—–—–
BUSH VE POWEL
Bush ve Powel bir barda oturuyorlarmış.İçeri bir genç girmiş ve bunları görünce şaşırmış.
- “Hey siz ne yapıyorsunuz burada ”
diye sormuş.Bush da:
- “üçüncü dünya savaşıni planlıyoruz ”
diye cevaplamış.Şaşıran genç
- “peki nasıl olacak?”
diye sormuş.Bush:
- “10 milyon ıraklı ve bir araba tamircisini öldüreceğiz” demiş.Genç
- “araba tamircisini niye öldüreceksiniz?”
diye şaşkınlıkla sormuş.Bush Powel’e dönerek:
- “ben sana demedim mi on milyon Iraklıyı öldürürsek kimse umursamaz diye”.
—–—–
HANGİ SUÇA HANGİ CEZA
İşsizdi, parasızdı, kalacak yeri, yiyecek ekmeği, iki satır muhabbet edebileceği bir arkadaşı da yoktu. Nerden geldiği bilinmez “Küçükistan Ceza Kanunu” diye bir kitap geçmişti eline bir gün onu okuyarak vakit geçiriyordu ki “Ülke başbakanına hakaret etmenin cezası altı ay” kitabı ve gözlerini kapattı.
“Hem bütün hırsımı ondan alırım, hem bütün gazeteler, televizyonlar benden söz eder meşhur olurum, hemde altı ay ekmek elden su gölden yiyecek, yatacak derdim olmadan çiçek gibi kışı geçiririm.” diye düşündü.
Ertesi gün mitinge gitti, Küçükistan Başbakanı konuşurken milletin arasından fırlayıp bütün gücüyle bağırmaya başladı.
- İnbe başbakan, inbe başbakan ! Güvenlik kuvvetleri hemen müdahale edip yaka paça götürdüler. Ertesi gün mahkemeye çıktı, şahitler dinlendi, savunması alındı. Hakim kararı açıkladı.
- Sanığın suçu sabit görüldüğünden yirmi sene altı ay hapsine karar verilmiştir.
Birden gözleri karardı ayakta sendeledi, sonra kendini toparladı, ve haykırdı :
- İtiraz ediyorum hakim bey, Küçükistan Ceza Kanunu’nun şu maddesinin şu bendine göre başbakana hakaret sadece altı ay, bir yanlışlık var bu işte !
Hakim acıyan gözlerle adama baktı ;
- Haklısın oğlum, başbakana hakaret altı ay fakat devlet sırrını açığa vurmak yirmi sene.
—–—–
AVRUPA BİRLİĞİ
Yıl 2050. AB Komisyonu Başkanı odasında otururken, yardımcısı içeriye heyecanla girer:
-Efendim, Türkiye tüm isteklerimizi yerine getirdi. Onları AB’ye alacak mıyız?
AB Başkanı:
-Yok canım, henüz olmaz. Git, duyur, Tüm Türkiye İngilizce konuşacak, Türkçe’yi yasaklıyorum.
-Efendim onu 5 sene önce yaptılar. Hatırlamıyor musunuz?
-O zaman söyle, kokoreç yasaklansın.
-Aman efendim, onu yemeyi 2005′te bıraktılar.
-Ya ne bileyim? Kınayı yasaklayın.
-Ooooo. Beyefendi.Onu çoktan bıraktılar.
AB Başkanı düşünüp taşınmış ve;
-DAĞITIN LAN AVRUPA BİRLİĞİ’Nİ…
—–—–
BUSCHUN PULU
Başkan Bush’un yeni talimatı:
- Üzerinde resmim olan pul bastırdım, bundan böyle başkanlığın bütün mektuplarında bu pullar kullanılacak.
Bir süre sonra görülmüş ki pullar zarfa bir türlü yapışmıyor.
Başkan Bush küplere binmiş ve yetkilileri çağırıp sormuş;
- Üstünde resmim olan pullar yapışmıyor, arkalarına zamk sürmediniz mi?
- Sürdük efendim, demiş yetkili ve eklemiş;
- Yapışmamasının nedeni, herkesin pulun arka yüzüne değil de ön yüzüne tükürmesi efendim…”
Clinton Kübada
Clinton, Küba’ya gelecekmiş. Kübalılar toplanmış, bir hoşluk yapacaklar. Ülkenin en iyi ressamına başvurmuşlar. Bir tablo yap, Adı,’Clinton Küba da’ olsun” diye. Ressam “Hadi oradan” demiş. “Ben adamı görmedim bile. Adam hayatında Küba’ya gelmedi. Şimdi ben nasıl ‘Clinton Küba da’ diye atmasyondan resim yaparım?” Tesadüf bu ya, bizim Temel, puro almaya Havana’ya gelmiş o sırada. Sıkıntıyı duymuş.
- “Ben size istediğiniz tabloyu yaparım. Bana bir sandık puro verirseniz” diye. Vermişler Temel bir hafta sonra, Kübalıları çağırmış. “İşte tablonuz” demiş. Tuvalin üzerini örten bezi hızla aşağı çekivermiş. Kübalılar da dönüvermişler. Tabloda, yatakta iki kişi, al takke ver külah.
- “Bu ne” diye gürlemiş, Turizm Bakanı”Bu ne? Bu kadın kim?”
- “Clinton’un karisi” demiş, Temel.
- “Peki bu üstündeki adam kim?”
- “Clinton’un uşağı”
- “Peki Clinton nerde ulan”
- “Clinton Küba’da” demiş Temel
—–—–
Temel Bush atışması
Birgün Temel Amerika’ ya Bush’un yanına borçlarını kapattırmaya gitmiş.
Bush demiş
-Sana bir soru sorucam demiş, eğer bilirsen borçlarını kapatıcam demiş.
Temel;
-Sor. Demiş
-2 tekerlekli bir araç demiş.
Temel:
-Bisiklet demiş.
Bush:
-bisiklet olduğunu bildin ama bianchi olduğunu bilmedin demiş.
Bush:
-sana bir şans daha veriyorum demiş.
Temel:
-Sor demiş.
-4 tekerlekli bir motorlu araç demiş.
Temel:
-Araba demiş.
Bush:
-Araba olduğunu bildin ama ferrari olduğunu bilemedin demiş.
Temel demiş ki;
-Ben sana soru sorucam demiş eğer bilirsen benim borçlarımı 2 ye katlıcan demiş.
Bush:
-Sor. Demiş.
-Kızlar da olan erkeklerinde çok sevdiği bişey demiş.
Bush:
-*m demiş.
Temel:
-*m olduğunu bildin ama ananın *mı olduğunu bilemedin demiş.
—–—–
Adolf’un Çocukluğu
20. yüzyilin basinda bir evde kucuk bir cocuk babasina sormus:
- “Baba!, kedilerin kuyruklarini kesip kemer yapmak günah midir?”
Baba ilgisizce;
- “Günahtir evladim” demis
- “Peki baba zencilerin derilerinden paspas yapmak günah midir?”
- “O da gunahtir evladim”
- “Peki baba japonlarin beyinlerinden corba yapmak gunah midir?”
- “Ooofff! o da günahtir evladim”
- ” Peki baba yahudilerin yaglarindan sabun yapmak gunah midir?”
Baba en sonunda dayanamaz:
- “Degildir ulan. oooff bee Adolf , nerden aklina gelir boyle sorular sormak?!…”
—–—–
Ajan Yarışması
Bir gün, CIA, KGB ve MİT teşkilatlarından hangisinin daha başarılı olduğunu tespit etmek için bir “istihbarat yarışması” düzenlenmiş.Bu yarışma uyarınca, her üç teşkilatın en iyi adamlarından oluşan 10′ar kişilik bir grubu Kongo’nun balta girmemiş ormanlarına göndermişler. Ormanın girişinde görevlerini açıklamışlar:
“Ormana girip, en kısa sürede bir zürafa bulup getiren kazanır!”
Önce KGB’liler gitmiş. 15 dakika sonra bir zürafa ile çıkagelmişler.
Sonra CIA gitmiş. 10 dakika sonra zürafa ile gelmişler.
En sonunda bizim MIT gitmiş, 7 dakika sonra bir fille dönmüşler.
Yarışmayı düzenleyenler “Bu ne yaa!” diye sorunca fil atılmış,
“Abi valla ben zürafayım” demiş.
——
Onikibin Frank
Paris’in ünlü müzikholüne gitti, müdürün karşısına çıktı:
- Efendim ben, masaj uzmanıyım. Bu alanda benim gibi bir uzman daha bulamazsınız.
- Memnun oldum. Bize niye geldiniz?
- Ayda onikibin frank karşılığında, müzikholünüzde çalışan bayan sanatçılara masaj yapmayı öneriyorum.
Müdür gülümsedi:
- Onikibin frankı peşin verirseniz, hemen başlayabilirsiniz!
——
Tamamen Duygusal
Bülent Dede bak memurlara…
“-Neyine bakacam be?… Herşeye çare buldular, şu başbakanlığın basılmasına bir çare bulamadılar… Ayıptır be…”
-Açıııızzz…
“-Konuşma bee, şuna bak… Yürüyün… Bak para var orda para… At onu cebine…”
-!…
“-Bülent Ecevit 1997… Hıııhh… 70 yaşında, gencecik bir delikanlıyım… Herkes perişan… Başbakan yapmak istiyorlar… Beni tercih ettiler… Neden ben dersen, özel bir nedeni yok… Tamamen kaygısal…”
-Hop… Hop… Hooop…
“-Zıplama kız Mesut gibi… Başım ağırıyo zaten… Nasıl yapıyo deden?…”
-Tamamen kaygısal…
-Necmettin Dede bak savcılara…
“-Neyine bakacam be… Herşeye çare buldular, şu siyaset yolunu açmaya bir çare bulamadılar… Ayıptır be…”
-Aiihmmm…
“-Konuşma bee, şuna bak… Yürüyün… Bak para var orda para… At onu cebine…”
-!…
“-Necmettin Erbakan 1997… Hıııhh… 28 Şubat’tan yeni çıkmışım… Herkes karşımda… Hapse atmak istiyorlar… Altınoluk’u tercih ettim… Neden Altınoluk dersen, özel bir nedeni yok… Tamamen yargısal…”
-Hop… Hop… Hooop…
“-Zıplama kız gardiyan gibi. Başım ağırıyo zaten… Nasıl yapıyo deden?…”
-Tamamen yargısal…
-Süleyman Dede bak gazetecilere…
“-Neyine bakacam be… Binanaleyh uzaya bile muhabir gönderdiler, şu sokağa bir canlı yayın aracı koymadılar… Ayıptır be…”
-Babaaaa…
“-Konuşma bee, şuna bak… Yürüyün… Bak para var orda para… At onu cebine…”
-!…
“-Süleyman Demirel 2000… Hıııhh… Köşk’ü yeni bırakmışım… Görev süremi uzatmak istiyorlar… Ben Güniz Sokağı tercih ettim… Neden Güniz Sokak dersen, 5 artı 5 nedeniyle… Tamamen rakamsal…”
-Hop… Hop… Hooop…
“-Zıplama kız Cavit gibi. Başım ağırıyo zaten… Nasıl yapıyo deden?…”
-Tamamen rakamsal…
-Rıza Dede bak liderlere…
“-Neyine bakacam be… Herşeye çare buldular, şu liderlerin halka ettiğine bir çare bulamadılar… Ayıptır be…”
-Gaaaak…
“-Konuşma bee, şuna bak… Yürüyün… Bak domates var orda domates… At onu da çantaya…”
-!…
“-Vatandaş Rıza 2001… Hıııhh… İşten yeni atılmışım… Bir lokma yiyecek yok… Zıvanadan çıkarmak istiyorlar… Ben çöpten yiyecek toplamayı tercih ettim… Neden çöp dersen, özel bir neden yok… Tamamen toplumsal…”
-!…
“-Zıplama kız döviz gibi. Başım ağırıyo zaten… Nasıl yapıyo deden?…”
-Tamamen toplumsal…
Deli Fıkraları
Eve Gönderdim…
Delileri uçağa bindirip, bir şehirden ötekine naklediliyorlardı. Ama o kadar çok gürültü yapiyorlardı ki, sonunda pilot dayanamadı. Uçağı ikinci pilota teslim ederek içeride ne olup bittigini görmek istedi.
Deliler uçakta hep bir ağızdan bağırıp çağırıyorlardı. Baktı, en başta bir deli, ötekilere uymamış, akıllı, uslu oturuyordu.
Pilot:
-Sen neden bağırmıyorsun? diye sordu.
Adam :
- “Ben bunların öğretmeniyim. Onlarda benim öğrencilerim. Şimdi teneffüsteler de onun için ses çıkartmıyorum” diye cevap verdi.
Pilot, çaresiz yerine döndü. Bir süre geçti. Bir an geldi ki sesler büsbütün kesiliverdi.
Pilot:
- “Aman çok güzel!” diye sevindi. “Herhalde kendini öğretmen sanan deli, ötekileri derse almış olsa gerek” diye düşündü.
Ama dakikalar geçiyor, arkadan hiç bir ses seda çıkmıyordu. Pilot biraz daha bekledikten sonra merak etti. Gidip bakmak istedi. Bir de ne görsün! Uçağın kapısı açık ve içeride öğretmenden başka kimsecikler yok! Dehşetle sordu :
-Ögrencilerin nerede?, diye…
Öğretmen:
- “Dersler bitti.Hepsini evlerine gönderdim!”
——–
Otobüs
Doktorlar akıl hastahanesinin duvarına bir otobüs resmi çizmişler.
- “Hadi otobüse binin”
demişler.
Deliler otobüse binmeye başlamışlar. Bir deli binmemiş doktorlar:
- “Neden binmedin?”
diye sormuş:
- “Çok kalabalık taksiyle gidicem”
demiş..
—-—–
Deliler hastanesi
Bir gün deliler hastanesinden iki deli kaçmış.Doktorlar, hemşireler iki delinin kaçtığını duyunca onları aramaya koyulmuşlar.Akşam olunca iki deli gelir.Doktorlar ve hemşireler onları görünce sorarlar;
-Neden kaçtınız?
Deliler;
-Yarın kaçıcazda bugün provasını yaptık.
—-—–
Karşı duvarın çivisi
Delinin biri, çiviyi tersine çevirerek sivri tarafına vura vura duvara çakmaya başlamış.
Onun bu halini gören başka bir deli işe karışmış :
-Baksana, yahu! Sen yanlış bir iş görüyorsun.Bu çivi karşıki duvarın çivisi olacak galiba,demiş.
—-—–
Iki Deli Tayland’da
İki deli sex turizminin meşhur olduğu Tayland’a gider. Tayland’a bir kerhanenin yanına gelirler, durdukları yerde iki kapı, kapının biride ücret on dolar ikinci kapıda yirmi dolar yazısını görürler. Birinci deli:
- Ben birinci kapıya gireceğim, on dolar ucuzmuş
der içeri girer.
Kadın delinin şeyini çıkarır üzerine portakal, ananas koyar başlar yemeye. Bizim deli o kadar zevk alır ki:
- Çok şahane bir şey keşke yirmi dolarlık yere girseydim.
bunu duyan ikinci deli:
- Yapma ya o zaman ben yirmi dolarlık yere gireyim
der, içeri dalar.
Kadın delinin şeyini çıkarır üzerine ananas, muz, portakal, limon, ceviz koyar ve başlar yemeye. Bir dakika sonra deli bağıra bağıra dışarı çıkar, dışarda bekleyen deli:
- Ne oldu lan?
- Ne olsun lan kadın şeyimi öyle bir süsledi ki dayanamadım kendim ısırdım.
—-—–
Miyav dedik ya
İki deli, akılhastahanesinden kaçmaya karar vermişler. Gece vakti hızlı bir şekilde duvardan atlayarak
boşluktaki tarlaya çıkmışlar. Tellerin arasından sürünerek ilerlerken bir bekçi bunların hışırtısını duymuş.
Hemen bağırmış:
-Kim var orada?
Delilerden biri hemen:
-Miyaw, miyaww diye seslenmiş. Huşırtıyı kedinin çıkardığını zanneden bekçi tam geri dönecekken deliler yine
sürünmeye başlamışlar ve yine bir hışırtılar başlamış. Bekçi hemen dönmüş ve bağırmış:
-Kim var orada?
İyice sinirlenen deli:
Miyaw dedik ya len demiş
—-—–
Amin evlatlarım
Üç Amerikan askeri Iraklı bir amcanın bakkalına girerler alış veriş yaparken
‘kahrolsun Amerika’diye ses duyarlar. Etrafa bakınırlar ve sesin bir
papağandan geldiğini görürler.
Bunun uzerine Iraklı bakkal amcaya ‘bu papağanı buradan yok et yarın
geldiğimizde görürsek seni mahvederiz’derler.
Askerler gittikten sonra bakkal amca kara kara düşünmeye başlar çünkü
papağan kuşunu çok sevmektedir. Derken aklına cami imamlarının papağanı
gelir. Hemen imamın yanına koşar başından geçenleri anlatır ve ‘Hocam eğer
sakıncası yoksa papağanları değişelim’der Hoca kabul eder ve değişim
gerçekleşir. Ertesi gün işgalci Amerikan askerleri gelir, papağanı görürler
ve kızarak :’biz sana bunu yok edeceksin demedikmi? ‘
Amca bu papağan o değil desede inandıramaz.
Sivri zekalı askerin biri ben şimdi anlarım bunun dünkü papağan olup
olmadığını der ve papağanın tekrarlamasını umarak bağırır:
‘Kahrosun Amerika!!
ses çıkmyınca bakkal amca dahil hep birlikte bağırmalarını söyler:
-Kahrolsun Amerika!
(ses yok)
-Kahrolsun Amerika!
(ses yok)
-Kahrolsun Amerika!
papağan dile gelir
-Amin evlatlarım…..)
—-—–
Deli ile general
Zararsız bir deli ile bir general bir handa aynı odada misafir olurlar.
Deli hancıya sabah erken yola çıkması gerektiğini söyler ve sabah ezanında uyandırılmasını rica eder.
Hancı deliyi istediği vakitte uyandırır. Karanlıkta giyinmeye çalışan deli yanlışlıkla generalin elbiselerini giyer ve yola revan olur
Epey yol katettikten sonra ortalık aydınlanınca üzerindekileri fark eder. Şöyle söylenir:
“Vay aptal hancı! Benim yerime generali uyandırmış!”
—-—–
amerikali turist
bir kac amerikali turist turkiye ye gezmeye gelmisler. rehber hocasi ile birlikte geziyorlarmis
rehber hocasi ilk olarak buyuk olan bir binayi gostermis.amerikali turistlerden birisi “bizim orda bu binanin 10 kat buyugu var” diye bagirmis.
sonra rehber hocasi ikinci bi binayi gostermis
ve ayni amerikali yine”bizim orda bu binanin daha guzeli var”diye bagirmis.ve en son ucuncu binaya gelmisler yine o amerikali turist ayni sekilde bagirmis.ve sonunda rehber hocasi dayanamayip soylemis.”evet dogrudur inanirim cunku bu bina deliler evi.
—–
deliler
iki deli birgün deli hastanesinden kaçmış herkes o iki deliyi aramış.
Doktor birgün buikideliye rasla-mış.
Doktor:siz kaçmadınızmı?
Deliler:hayır dün alış-tırma yaptık bugün kaçıcağız.
—–
en akilli deli
Bir gün doktorlar, tımarhanede yaptıkları araştırmada en akıllı deliyi seçeceklermiş. Bir gün delilerden biri bahçede bulunan havuza düşmüş ve boğulmak üzereymiş. Delilerden biri havuza düşen arkadaşını kurtarmaya çalışmış. Bunu gören doktorlar arkadaşını kurtaran deliyi yanlarına çağırmışlar ve “seni en akıllı seçiyoruz” demişler. Doktorlardan biri: “Peki kurtardığın arkadaşını çağır da sana teşekkür etsin” demiş. Deli: “Gelemez ki!” Doktor: “Neden gelemezmiş?” Deli: “Çünkü kuruması için onu astım!”
—–
temel ile dursun
bir gün temel ile dursun istanbula gitedeceklermiş otobüsle gidecek paraları yokmuş bunlar birbirlerine akıl vermişler bunlar demiş biz yüzerek istanbula gideceğiz bunlar yüzüyor yüzüyor istanbula az kala varıyorlarmış temel birden temiş benim kolum yoruldu ben geri dönecem yine geri dönmişler…
Asker Fıkraları
Borozançıbaşı
Askerlik yapan Temel bankadan para çekecek, kimliği yok, alamıyor. Bir asker arkadaşını getirmesini,kimliğini ispatlamasını önermişler.
-Mümçün değil.
-Neden?
Pen porozancibaşiyim. Hersabah beşde, her akşam da en güsel dizilerin tam ortasında ottururum aleti..
—-—–
Boku yedik
2. Dunya Savasinda 2 yahudi almanlara esir olmustur.Bunlardan biri digerine kendilerine ne yapacaklarini sorar.O da baslar anlatmaya ”
2 ihtimal var ya bizi oldururler yada esir kampina yollarlar.
Oldururseler sorun yok kampa gidersek 2 ihtimal var ya kursuna dizilriz ya da gaz odasinda olduruluruz.
Kursuna dizilirsek sorun yok gaz odasina gidersek 2 ihtimal var bizden ya sabun yaparlar yada kagit.
Sabun yaparlarsa sorun yok kagit yaparsalar 2 ihtimal var ya gazete kagidi oluruz yada tuvalet kagidi.
Gazete kagidi olursak sorun yok tuvalet kagidi olursak iste o zaman boku yedik”.
—–—–
Komutanın karısı
adamın biri askere gider .herkes birbirine ne iş yaptığını sorar.
sırasıyla terzi, bakkal, berber,b izimkine sıra geldiğinde ben:
-İDDACIYIM ve hayatımı bununla kazanıyorum der.
ve herkesle iddaya girişir. bütün bölüğü soyar soğana çevirir.
bölük komutanı bundan bıkar ve bunu başka bir bölüğe yollar.
diğer bölük komutanını arar uyarır. sana bir asker yolluyorum ama sakın onunla iddaya girişme der. ama diğer bölük komutanıda çok iddacıdır. askeri yanına çağırır.
hadi seninle iddaya girişelim ama soruyu ben sorarım der. asker hemen kabul eder. komutan askere benim karımın götünde kaç ben var der. asker iki der. komutan üç der.kadına bakarlar gerçektende üç ben vardır .yeni komutan eski komutana telefon açar:
-hani senin asker çok iddacıydı onunla karmın götündeki benlerin
sayısına iddaya giriştik ben kazandım der
eski komutan kahkaha atar.
-oda zaten bizim bölüğün tüm askerleriğle komutanın karısının götünü görmek için iddaya girişmişti der.
—-—–
Asker Temel
Temel askere gitmis.Mutfakta çalismaya baslamis.Mutfaga her girdiginde buzdolabina selam veriyormus.Bir gün komutan sormus:
-Niye buzdolabina selam veriyorsun?
Temel cevap vermis:
-General Electric
——-
Kahraman Er
Erler sabah yoklamasında, çavuş içlerinden birine soruyor;
- Söyle bakalım nerdensin ?
- Maraş’lıyım komutanım..
Çavuş sinirleniyor ve askere okkalı bir tokat atıyor. Ardından tekrar soruyor
- bir daha söyle bakalım nerdensin ?
- Maraş’lıyım komutanım..
Çavuş bu sefer iyice hiddetleniyor ve askere okkalı bir tokat daha atıyor. Ardından tekrar soruyor
- ulan sona son defa soruyorum nerelisin ?
- Kahramanmaraş’lıyım komutanım..
- Hah şimdi oldu diyor çavuş ve yanındakine soruyor,
- Oğlum sen nerelisin ?
- Kahramansinop’luyum komutanım !
—–—–
42 Yıl
İki adam yolun iki tarafından birbirlerine doğru yürüyolarmış. İkisi de diğerinin
sağ ayağını sürüyerek geldiğini farketmiş ve karşı karşıya geldiklerinde
birbirlerine bakmışlar… Önce biri sağ ayağını işaret ederek şöyle demiş:
- Vietnam, 42 yıl önce…
Bunun üzerine diğeri de kendi sağ ayağını işaret etmiş:
- At pisliği 20 adım geride
—-—–
Başçavuş Albayı tutuklayacakmış
Albay, binbaşıya: -Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı görsünler. Ben de orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi vereceğim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey göremeyiz. O zaman erleri, üstü kapalı talimgaha götürürsün. Binbaşı, yüzbaşıya: -Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır. Yüzbaşı, teğmene: -Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim elbisesi ile güneş tutulmasının açılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek görülen bir olay değildir, Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir. Teğmen, başçavuşa: -Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kıyafeti ile albay tutulacak. Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında manevra yapılacak. Çünkü bu her zaman görülen bir olay değildir. Basçavuş, askere: -Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz talim teçhizat ile hazır olun. Askerler kendi aralarında: -Yarın sabah bizim başçavus Albayı tutuklayacakmış.
—–—–
İnfilak Etti
Askeri bir birlikte tören geçişi sırasında komutanın yanındaki karısını gören bizim abaza askerlerden biri “ben karıyı sikerken kıvılcım çıkartırım ” diye yüksek sesle konuşurken komutan duyuyor.
çağırın ulan şu askeri deyip bizim abazanı apar topar getiriyorlar. “sik lan benim karıyı ama kıvılcım çıkaramazsan ben seni sikerim” diyor.
bizim asker başlıyor düşünmeye nasıl yapsada kıvılcım çıkarsa?, babasına haber yolluyor bu işi nasıl halledeyim baba diye. babasıda ona ateş böceklerini bir kavanoza doldurmasını ve her vuruşta bir tane serbest bırakmasını söylüyor.
bizim abaza denileni yapıyor. ve komutanın karısını sikerken her vuruşta bir tane ateş böceğini serbest bırakıyor. orda gözcülük ve sayım yapan asker “vuruş bir kıvılcım bir” sayım yapıyor.
vuruş iki kıvılcım iki
vuruş üç kıvılcım üç
vuruş dört kıvılcım dört
derken bizim abaza boşalıyor ve kavanozu yere düşürüyor.ateş böcekleride birden uçuşuyor.bunu gören gözcü
“VURUŞ YİRMİ. AM İNFİLAK ETTİ” diye tekmil veriyor.
—-—–
Baş çavuş
Temel askerdeyken yeni basçavus gelir ve tum boluge söyle der.
-”Sakin benim adimi unutmayin, benim adim Arslan oglu Arslan.. Eger adimi unutursaniz geldigimde caniniza okurum.” der ve gider
Aradan haftalar geçer ve basçavus gelir herkeze adini sorar ve hepsi bilir.
Sira Temel’e gelir..
Temel:
-”Bi hayvanogli hayvandi ama hacan ismini bilemiyrum?”
—–—–
Asker kurası
İstanbullu Asker
Askerde İstanbul’lu bir arkadaş acemiliği tamamlamış, kura çekiyor..
Elini torbaya daldırmış, bir kağıt seçmiş.
Komutan:
- Bu mu oğlum?
Asker:
- Hayır komutanım ben Sarıyer’ liyim ve sarıyer orduevini istiyorum. İçime doğdu bu kura İstanbul ama Sarıyer değil..
Demiş ve kağıdı açmadan torbaya atmış. Karıştırmış, karıştırmış ve bi kağıt çıkartmış.
Komutan:
- Evladım bu mudur?
Asker:
-Evet komutanım budur.. Kesin hissettim bu sarıyer orduevi…
Komutan kağıdı açmış ve…..
-Evladım Sarıyı tutturdun da Kamışı nerene sokacaksın bilemiyecem…
———–
En cesur asker
Bir gün havacilarin karacilarin ve denizcilerin en yüksek
komutanlari askerlerinin cesaretlerini
birbirlerine ispatlamak için toplanmislar. Karacilarin komutani bir
asker çagirmis. Asker “Emret komutanim” diyerek yanina gitmis.
Komutani yere yatmasini istemis. Daha sonra da bir tanka askerin üzerinden geçmesi için emir vermis. Asker kilini bile kipirdatmadan yattigi yerde beklemis ve malumunuz ezilmis. Komutan digerlerine dönerek “iste cesaret” demis.
Havacilarin komutani bir asker çagirmis. Asker yine “Emret
komutanim” diyerek komutaninin yanina gitmis. Komutani helikoptere binmesini emretmis. Asker helikoptere binmis ve havalanmis. Daha sonra komutani askere asagiya parasütsüz atlamasini emretmis. Asker de emre itaat etmis ve atlamis. Yere çakilmis ve can vermis. Komutan da digeri gibi dönerek:
“iste cesaret” demis.
Sira gelmis denizci komutana. Denizci komutan askerini çagirmis.
Asker “Ne var lan” demis.
Komutan “Gel buraya!..” emrini vermis.
Asker de ona “Hade len” demis.
Komutan diger komutanlara dönerek
“iste cesaret..”
—-—–
BAYRAK
Acemi erlerin dağıtım zamanı gelmişti.Herkes kurra torbasında sırasını bekliyordu.
Derken sıra bizim Temele geldi.
Komutan;
—Söyle bakalım Temel kurrada nerenin çıkmasını istersin??,
Temel;
—-Hiç farketmez Komutanım Vatan bir bayrak altında bölünmezlik aşkıyla yatan..
Komutan;
—-Hadi kurranı çek bakalım.
Temel kurrayı çeker birde bakarki Hakkari yüksekova sınır Jandarma komutanlığı,
Temel;
—- Tüh beee,, Kim dikti lan bu bayrağı buralara…………
——-
SALAK ERLER
İki çavuş iddaya girer hangimizin eri daha salak diye. İlk çavuş erini çağırır ve der ki;
-Oğlum al şu 10 milyonu git bana bir araaba al. Er:
-Baaaşüstüne çavuşum der gider.
ikinci çavuş çağırır erini:
-olum git bak bakayım ben evdemiyim der..
er:
-baaşüstüne çavuşum der çıkar.
bu iki salak er çarşıda karşılaşırlar erlerden biri:
-yahu bende bir çavuş var o kadar salak ki bana para verdi git bana araba al diye lan keriz bugün pazar arabayı nerden bulayım..
diğer er:
-yahu benim ki daha salak yok gidip kenddisi evdemiyiş değilmiymiş diye bakacakmışım be ey lavuk yanında koskaca askeriyenin telefonu var evi arada sorsana…
——-
ASKER TEMEL
Asker Temel içki içmeyi çok severmiş.Bir gün komutan duvara bir yazı yazmış:”İÇKİ ÖLDÜRÜR” Asker Temel sabah bu yazıyı görünce yanına ekler:”ASKER ÖLÜMDEN KORKMAZ”
LAZER
Komutan bölüğe bir bilgisayar aldırır ancak yazıcı almayı unutur. Postasını çağırır ve ona ‘git bana bir lazer yazıcı getir’ der. postası gider bölüğün içindeki bütün erlere laz olup olmadığını sorar, bir laz bulur ve komutanın yanına getirir. komutan postasına ‘bu kim ‘ diye sorar ve posta komutana ‘bir tane laz er getirdim’ der.Komutan ise ‘iyi ki scan-er istemedik’der ve asker de ‘onu da bulabilirim komutanım ‘ der.
——
TEK ASKER
Manevra varmış. Temel elde tüfek yerde yatıyormuş. Komutan gelip sormuş :
-Düşman önden gelirse ne yaparsın Temel??
Temel cevaplamış.
Şu yandan, bu yandan,
Arkadan gelirse, diye tekrar sormuş komutan.
Temel bunları da cevaplamış. Komutan en sonunda :
-Ya düşman tepeden gelirse? deyince.
Temel dayanamamış ve :
-Habu memleketin tek askeru ben miyum koomitanum daa!
TOS-BA-ĞA
Komutan bir gün askerleri sıraya diziyor ve okuma bilenler ve bilmiyenleri ayırıyor.Bilenlerin bilmeyenlere öğretmesini istiyor ve 1 hafta zaman verıyor.Okumayı öğrenenlerede benden 1 hafta izin diyor ve 1 hafta sonra komutan askerleri bir kara tahta önüne topluyor ve tahtaya kaplumbağa yazıyor ve hadi okuya bilen varmı diyor ama kimseden ses soluk yok.Komutan hadi size bir şans daha diyor ve size yazdığım kelimenin resmini çizecem diyor ve kafasını,ayaklarını,kabuğunu falan çiziyor ve hemen askerlerden biri atlıyor. Komutanım ben buldum okuya bilirmiyim diyor ve komutan tabiki diyerek hadi oku bakim diyor ve (asker heceleyerek)tos-ba-ğa diyor.
——
KAPTAN BRAVO
Günün birinde acik denizlerde yol alirken, gözcü seslenmis diregin tepesinden, “heyyoooo, uzakta bir korsan gemisi göründüüüüü…
” Bunun üzerine tüm mürettebat dehset icinde saga sola kosusturmaya baslamis. Kaptan Bravo sakin bir sesle yardimcisina seslenmis,
“bana kirmizi gömlegimi getirin.”
Yardimci derhal kaptanin kirmizi gömlegini getirmis… Bravo gömlegi giyerken adamlarini savas düzenine sokmus ve korsanlari yenmis…
Daha sonra, gözcü bu kez bir degil, iki korsan gemisini tespit etmis uzaklarda…
Kaptan Bravo bu kez de kirmizi gömlegini istemis ve yine korsanlari duman etmis. O aksam, bütün mürettebat güvertede oturmus, o günkü zaferi konusurken, adamlardan biri kaptana sormus:
“Kaptanim, niye savastan önce kirmizi gömleginizi istiyorsunuz, cok merak ettik de, bagislayin sormakla bir kusur ediyorsam…”
Bravo soruyu cevaplamis:
“Sundan istiyorum evladim… Eger saldiri sirasinda yaralanirsam kirmizi gömlek akan kanimi belli etmez, böylelikle siz de korkusuzca düsmanlarimiza direnmeyi sürdürürsünüz.
“Ortaligi bir sessizlik kaplamis, sadece denizin sipirtisi ve rüzgarin yelkenlere dokunusu duyuluyormus… Adamlarin yürekleri kaptanlarinin cesaretine duyduklari hayranlikla güm be de güm atiyormus…
Safak sökerken gözcü bu kez bir degil, iki degil, ama tam ON korsan gemisinin yaklasmakta oldugunu tespit etmis. Mürettebat kutsayici bir sessizlikle kaptanlarina bakarak, onun o artik alisilagelen kirmizi gömlek talebinde bulunmasini beklemeye baslamislar.
Kaptan Bravo celik gibi gözleriyle gemisine yaklasan korsan filosuna bakmis, sonra korkusuzca adamlarina dönmüs ve sakin bir sesle bagirmis:
“Kahverengi pantolonumu getirin bana!”
——
KAMUFLAJ
Askerde kamuflaj yarışması var… Herkes cuvallara giriyor, komutan gelip tekme atıyor onlarda hayvan sesleri çıkarıyorlar komutan onaylıyor…
Birinci çuvala vuruyor.. Hav hav hav.
Komutan aferin diyor köpek çuvalı….
İkinci çuvala vuruyor, miyav miyav..
Komutan gene beğeniyor.. Böyle on onbeş çuval geziyor. Hepsi çok iyi taklit yapıyorlar…
Enson çuvala vuruyor ses yok…
Daha sert vuruyor gene ses yok, tekme, tokat, tahta, tüfek, ses yok…
Askerlere emir veriyor iyicene tekmeleyin…
Çuvaldan kan sızmaya başlıyor..
Beş dakika sonra da ince, bitkin bir ses:
‘Patateeeeeees’
——
GERİ ZEKALI KAMYON ŞOFÖRÜ
Mehmet er olarak askerliğini yapmaktadır. Ve komutan her gün Mehmet’i 10 km. uzaktaki şehir merkezine yürüyerek gönderir ve kendisine günlük bir Hürriyet gazetesi aldırır.
Mehmet her ince şehir merkezine yürüyerek gider ve ogleden sonra saat 15,00e doğru da kışlaya geri gelerek komutanına aldığı gazeteyi verir.
Aradan 10-15 gün geçer ve Mehmet hergün ayni işlemi yapmaktadır.
Bir gün Mehmet bu adar uzun yolu hergün gitmeye dayanamaz ve şehre gazete almaya gittiğinde aynı Hürriyet gazetesinden 4 adet alır ve karargaha geri döner ve komutana gazetelerden bir tanesini verir. Diğer 3 gazeteyi de kendisinde saklar.
2. gün Mehmet sanki şehre gitmis gibi yapar ve garnizonda sota yerlerde oyalanır ve öğleden sonra saat 15,00 e dogru dün aldığı Hürriyet gazetelerinden birisini daha komutana verir.
3. gün Mehmet şehre gitmez ve ogleden sonra saat 15,00 e dogru komutanın yanına giderek aldığı gazetlerden bir tanesini daha verir.
4. gün de ayni şeyi yapar ki; komutan Mehmete hışımla seslenir ve derki:
‘Sen bu gazetelere gelirken göz gezdiriyor musun, bakıyor musun?
‘ Mehmet endişe ile ve korkarak ‘hayır komutanım hiç bakmıyorum’ der.
Komutan tebessüm ederek Mehmet’i yanına çağırır ve der ki
‘Gel o zaman sana komik bir şey göstereyim, geri zekalı bir şoför, 3 gündür ayni araba ile ayni ağaca çarpıyor…
Bak 3 gündür gazetede adamın da, carptığı arabanın da agacın da resimlerini koyuyorlar’ der.
——
DİKTATÖR
Diktatör general askerleri ile yolda giderken askerlerden biri hapşırmış.
Diktatör arkasını dönüp:
‘Kim hapşırdı demiş:
‘ Askerler korkudan bir şey söyleyememiş.
Diktatör bunun üzerine birinci sırayı kurşuna dizmiş.
Sonra yola devam etmişler biraz sonra yine bir hapşırık sesi gelmiş.
Diktatör kim hapşırdı deyince yine korkudan kimse kimin hapşırdıgını soyleyememiş.
Bunun uzerine diktator ikinci sırayı kursuna dizmiş.
Biraz sonra yine birisi hapşırmış.
Diktatör arkasını donup sormus kim hapşırdı diye.
Bi asker ben hapşırdım demiş .
Diktatör general askere dönüp:
Çok yaşa demiş.
——
ÇABUK ÇAĞIR
Yüzbasinin çok sevdigi ve güvendigi Onbasi Mehmet’in cezalandirdigi er, yüzbasinin karsisinda :
-Komutanim benim bir sikayetim var.
-Söyle.
-Mehmet onbasi beni dögdi.
-Git, ben onun cezasini veririm.
-Ama yüzbasim; hem dögdi , hem sögdi. -Anladim, git cezasini veririm.
-Anama babama laf etti.
-Git cezasini veririz dedik ya.
-Benim anam da yohtur, babam da yohtur.<
-Allah rahmet eylesin.Benim de öyle.Sen git anladim.
-Ama yüzbasim, Mehmet onbasi benim anamaa da laf etti , babama da laf etti.Anam da yohtur, babam da yohtur.Anam da sensin, babam da sensin.
Yüzbasi :
-Derhal kos; çagir Mehmet Onbasi’yi buraaya! dedi.
——
BİSKÜVİ
Acemi er, levazim basçavusuna yakinir :
-Basçavusum, bize yemekte ördek böregi vverdiler.Yemin ederim ki, içinde bir gram bile ördek eti yoktu.
-O halde? diye yanitlar basçavus.
Seen hiç asker bisküvisi yedin mi?
-Sey…yani evet, basçavusum.
-Içinden hiç asker çikti mi, ulan!
Savaş

Karadenizliler ile Ruslar cephede uzunca bir müddet savaşmışlar. Günlerce siperin arkasından ateş edip durmuşlar, ama hiç ölen olmamış. Sonunda Rusların aklına bir kurnazlık gelmiş:
– “Ünlü bir laz ismi bulalım hep birlikte bağıralım, onlar ayağa kalkar seslenirler, biz de öldürürüz.” Olur mu Olur… Ne diyelim, ne diyelim derken TEMEL akıllarına gelmiş:
– “Tamam Temel diyeceğiz… Bir, iki, üc: Temeeeeel!”
Karadeniz cephesinde Temeller ayağa kalkmış:
– “Ne vaaaaar!” Ruslar ayağa kalkan Temelleri öldürmüş. Ruslar:
– “Güzel oldu, bu sefer DURSUN diyelim,” demişler… “Bir, iki, üc: Dursuuuuun?” Dursunlar ayakta…
– “Ne vaaaar?” Ruslar, ayağa kalkan Dursunları da öldürmüşler.
– “Güzel bu sefer İDRİS diyelim,” demişler… Bir, iki, üç:
– “İdriiiiis!” İdrisler ayakta…
– “Ne vaaaaar?” Ayağa kalkan İdrisleri de öldürmüşler… Karadenizliler cephesinde:
– “Bu böyle olmaz hep azalıyoruz. Aynı oyunu biz de onlara oynayalım.”
– “Tamam oynayalım. Ne diyelim?”
– “VLADEMIR diyelim.”
– “Tamam. Bir, iki, üç:
– “Vlademiiiir!” çıt yok…
– “Vlademiiiir!” çıt yok…
Birazdan karşı cepheden:
– “Kim seslendiiii?” Karadenizliler hep birlikte ayakta:
– “Biiiz…”
İnsan Psikolojisi

Adam barda gördüğü güzel bayanla konuşmanın yollarını arıyordu. Sonunda cesaretini toplayarak kıza yaklaştı ve,
– “Biraz konuşabilir miyiz, acaba?” dedi. Kız birden haykırdı:
– “Terbiyesiz! Ben senin bildiğin kızlardan değilim!”
Adam utancından yerin dibine girmişti. Herkes ona bakıyordu. Gitti ve masasına oturdu. Bir süre sonra kız ona yaklaştı. Gülümseyerek,
– “Az önceki olay için özür dilerim. Ben psikoloji öğrencisiyim ve utandırıcı durumlarda insanların nasıl davrandiklarını inceliyordum…” dedi…
Adam avaz avaz bağırarak cevap verdi:
– “Nee? Gecesi 200 dolar mı? Deli misin sen?”
Başım aGRıyor

Temel’le Fadime ormanda gezerlerken birkaç adam bunlara saldırır. Temel’i ağaca bağlayıp Fadime’yi başlarlar soymaya…
Fadime bağırır:
– “Temeeel bunlar galiba, gali-ba beni ….” Temel:
– “Başım ağrıyo de, başım ağrıyo dee!!!”



